Şirketlerde Küçülme Riski: Fon Krizi İşsizliği Tetikleyebilir

Haber Giriş Tarihi: 05.11.2026 17:24
Haber Güncellenme Tarihi: 05.11.2026 17:24
memleketgazetesi.com

Allservice Yönetim Kurulu Başkanı ,İnsan Kaynakları Uzmanı Ebru Akyüz, fon krizinin yalnızca yatırımcıları değil, üretim yapan şirketleri ve çalışanları da etkileyebileceğini belirterek işsizlikte artış riskinin yüksek olduğuna dikkat çekti. Ekonomik belirsizliklerin şirketleri yeni personel alımlarını durdurmaya ve küçülmeye yöneltebileceğini kaydeden Akyüz, işletmelerin önceliğinin artık büyümekten çok mevcut faaliyetlerini ve istihdamını korumak olduğunu vurguladı.

Fon krizi istihdamı tehdit ediyor

Fon krizinin ekonomik etkilerini değerlendiren Allservice Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Akyüz, "131 yatırım fonunun tasfiye sürecine alınması, yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren bir gelişme. Burada gözden kaçırılmaması gereken nokta, bu fonlarda yalnızca bireysel tasarruf sahiplerinin değil, iş dünyasından yatırımcıların ve şirketlerin de bulunabilmesi" dedi.

Akyüz, "Bu yatırımların içerisinde istihdam yaratan, üretim yapan, binlerce insanın geçimini sağladığı şirketlerin kaynakları da söz konusu olabilir. Dolayısıyla yaşanan kayıpları sadece finansal bir zarar olarak değerlendiremeyiz" ifadelerini kullandı.

Şirketlerin yatırım kararlarının da krizden etkilenebileceğini belirten Akyüz, "Bir iş insanının veya şirketin yatırım kaynaklarında ciddi bir kayıp yaşaması, yeni yatırımlarını ertelemesine, büyüme hedeflerini küçültmesine ve mevcut faaliyetlerini yeniden değerlendirmesine neden olabilir. Bunun yanında soruşturma, denetim, mal varlığına yönelik tedbirler veya faaliyet kısıtlamalarıyla karşı karşıya kalan şirketlerde ekonomik belirsizlik daha da artabilir" diye konuştu.

Finansal güven kaybının sonuçlarına dikkat çeken Akyüz, “Benim üzerinde durduğum asıl mesele şu: "Bir finansal krizin maliyetini yalnızca yatırımcılar üzerinden hesaplayamayız. Çünkü kaybedilen her yatırım imkânının arkasında kurulamayacak bir işletme, ertelenebilecek bir proje ve yaratılamayacak istihdam da olabilir" değerlendirmesinde bulundu.

İşsizlikte artış

Piyasalardaki daralma ve işsizlik beklentilerine ilişkin Akyüz, "Piyasalardaki mevcut daralma ve ekonomik belirsizlik dikkate alındığında, önümüzdeki dönemde işsizlikte artış yaşanması riskini oldukça yüksek görüyorum. Üstelik burada yalnızca fon krizinin yarattığı etkiden değil, zaten bir süredir devam eden ekonomik yavaşlamanın üzerine eklenen yeni bir güven kaybından söz ediyoruz" ifadelerini kullandı.

İnşaat, tekstil ve sanayi sektörlerindeki baskılara değinen Akyüz, "Bugün inşaat, tekstil ve sanayinin çeşitli alanlarında ciddi maliyet ve talep baskılarıyla karşı karşıyayız. Bu sektörlerdeki yavaşlama yalnızca üretim yapan işletmeleri değil, onlara hizmet sağlayan şirketleri ve bu şirketlerin çalışanlarını da etkiliyor" dedi.

Atıl işgücü yüzde 31,2

İşgücü piyasasındaki gelişmelere dikkat çeken Akyüz, "TÜİK’in Eylül 2026 verilerine baktığımızda işsizlik oranının yüzde 8,4’e yükseldiğini, işsiz sayısının bir önceki aya göre 198 bin kişi arttığını görüyoruz. Daha da önemlisi, atıl işgücü oranı yüzde 31,2 seviyesinde. Bu bize işgücü piyasasındaki sorunun yalnızca resmî işsizlik oranından ibaret olmadığını gösteriyor" diye konuştu.

Akyüz, "Ekim ayında ekonomik güven endeksinin yüzde 3,9 gerileyerek 97,3’e düşmesi de ekonomik beklentilerdeki zayıflamaya işaret ediyor" ifadelerini kullandı.

Şirketler küçülmeye yönelebilir

Ekonomik belirsizliklerin istihdam politikalarını nasıl etkilediğini anlatan Akyüz, şunları söyledi:

"Bir işveren olarak şunu çok iyi biliyorum: Şirketler ekonomik belirsizlik dönemlerinde öncelikle yeni personel alımlarını durdurur, ardından giderlerini azaltmaya ve organizasyonlarını küçültmeye yönelir. Bu süreç uzadığında ise işten çıkarmalar kaçınılmaz bir seçenek haline gelebilir."

Akyüz, "Benim asıl endişem, işsizliğin artmasından da önce yeni istihdam yaratma kapasitemizin zayıflamasıdır. Çünkü bir ülkenin ekonomik gücü yalnızca mevcut çalışanlarını koruyabilmesiyle değil, iş hayatına katılmak isteyen gençlerine yeni fırsatlar sunabilmesiyle de ölçülür" diye konuştu.

İşverenler maliyet baskısı altında

İşverenlerin yaşadığı ekonomik sorunlara dikkat çeken Akyüz, "Bugün birçok işletme yüksek faiz yükü, artan işçilik ve işletme maliyetleri, finansmana erişimde yaşanan güçlükler ve daralan pazar koşullarıyla mücadele ediyor. Bazı şirketler faaliyetlerini küçültmek, yatırımlarını ertelemek, bazıları ise konkordato yoluyla mali yapılarını yeniden düzenlemeye çalışmak zorunda kalıyor" ifadelerini kullandı.

Akyüz, "Asgari ücret artışları, emeklilik düzenlemeleri ve işveren üzerindeki diğer yükümlülüklerin de işletmelerin maliyet yapısına etkileri var. Burada çalışanların daha iyi ücret almasına veya emeklilik haklarına karşı bir yaklaşım içerisinde değilim. Ancak alınan ekonomik ve sosyal kararların işletmelerin sürdürülebilirliği üzerindeki sonuçlarının da birlikte değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum" dedi.

Genç çalışanlar risk altında

Risk altındaki çalışan gruplarına ilişkin konuşan Akyüz, "Çalışan grupları açısından baktığımızda ise özellikle yeni iş hayatına katılacak gençlerin, deneyimi sınırlı çalışanların, dönemsel ve proje bazlı istihdam edilenlerin daha fazla risk altında kalabileceğini düşünüyorum. Ancak şirketlerin küçülmesi durumunda bu risk yalnızca belirli çalışan gruplarıyla sınırlı kalmaz" ifadelerini kullandı.

Çalışanların ve işverenlerin ekonomik koşullarının birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Akyüz, "Çalışanın geçim güvencesiyle işverenin ekonomik sürdürülebilirliğini birbirinden ayrı değerlendiremeyiz. Bunlar birbirinin karşıtı değil, birbirini tamamlayan iki temel unsurdur" diye konuştu.

Öncelik ayakta kalmak

İş dünyasındaki gözlemlerini paylaşan Akyüz, "Yıllardır farklı sektörlerde faaliyet gösteren, ülkemizin önde gelen şirketleriyle iş ortaklıkları yürüten bir iş insanı olarak gözlemim şu: Bugün birçok işletmenin önceliği artık büyümek veya yeni yatırımlar yapmak değil, mevcut faaliyetlerini ve istihdamını koruyabilmek" dedi.

Akyüz, "Yüksek finansman maliyetleri, tahsilat güçlükleri, vergi ve SGK yükümlülükleri birçok işletmenin sürdürülebilirliğini ciddi anlamda zorluyor. Konkordato süreçlerindeki artış da iş dünyasında yaşanan finansal sıkışıklığın önemli göstergelerinden biri" ifadelerini kullandı.

Akyüz, "Çünkü işverenin ayakta kalamadığı bir ekonomide sürdürülebilir istihdamdan söz edemeyiz" diyerek sözlerini şöyle tamamladı: “Bugün yalnızca işsizliği değil, yarının istihdamını yaratacak işletmelerin nasıl ayakta kalacağını da konuşmamız gerektiğine inanıyorum."

Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı